Etiket arşivi: brit rock

Brit Diaries 3: Pazarcı Çocuk

Her ne kadar 6 ay geçse ve İngiltere’den kalma son huzur parçamı geçen hafta ters yola girmeye çalışan bir dangalağa kaptırsam da anılar anılar…

Gençler, Cambridge’in ortasında bir pazar var. Son hafta kitap, hediyelik eşya vs derken ancak kısmet oldu da gezebildim. Küçük zaten, bir cumartesi pazarı havası yok yani, günlük küçük bir pazar. Neyse, resmen ganimet yatıyormuş mekanda, toparlayıp geldim. Nedir bu ganimet, hemen paylaşayım:

  • All Works Vol.3-Lord Byron. 1819 basımı
  • British Herbs and Vegetables. 1957 basımı
  • Short Stories-G. Maupassant. 1964 basımı
  • Birds of England. (bilmiyorum bunun basımını)

Byron’ın kitabı var ya, o kadar tatlı ki, anlatılmaz. Kıymetlim o benim. Tabii diğerleri de öyle ama görseniz ne demek istediğimi anlardınız. Yine de bu yazıyı yazma sebebim bu güzellikler değil bir şekilde.

Kitapları almanın mükemmel sarhoşluğu içerisinde (sapık gibi kitap alma huyları olan insanlar için normal bir betimleme bence) müzik standlarını dolaşıyorum, birkaç yer var plak mlak bakınıyorum ama bir tanesinden tanıdık bir ses, Grant Nicholas, nam-ı diğer Feeder’ın solistinin nameleri geliyor. Feeder’ın gençliğimde bir-iki şarkısını dinlemişliğim ve Tuğçe çalarken yan odadan gelen mırıltılarını bilişim vardır. Fekat orda, ne kadar güzel geldi o ses, o şarkı! Standdaki diğer cdlere ve plaklara (hepsi 1 pound, sudan ucuz resmen) bakıyorum, ama duramadım standın başındaki elemana bir de onaylatayım dedim. Anaaam, eleman bildiğin İngiliz hipster’ı. Elindeki tek Feeder albümü buymuş, bu şarkı bitsin verecekmiş bana. İyi, ben biraz daha bakınıyorum, bir Manic Street albümü de alıyorum (This is My Truth Tell Me Yours), o arada şarkı bitiyor, diğeri başlıyor ve ben dayanamayıp başına ekşiyorum elemanın. Eleman benim parayı 2 pounda bozamıyor, al tamam senin olsun diyor, içimden seni de alayım mı madem diyorum ve sırıtarak yurda geri dönüyorum.

Bu da böyle bir anımdı ama neden paylaştım? Geldikten sonra 1 kez Feeder’ın albümünü (Comfort in Sound) dinledim -taa ki geçen haftasonu kar havasına uygun müzik arayana kadar. Aslında daha bile iyisine layık albüm, anlatılmaz dinlenir. 1 haftadır dinliyorum ki bulayım pazarcı çocukta ilk dinlediğim şarkı neydi de ben Feeder’ı tekrar keşfettim derkeeeen az önce bulaşık yıkar iken buldum! Buldum ama kalbimi de kırılmış buldum. Zira geçen zamanlar için aslında ne manalıymış Summer’s Gone, o anda kaçırdığım ve kaçıracağım, unuttuğum ve unutamadığım her şeyi onda buldum. Helal.

[gigya src="http://grooveshark.com/widget.swf" width="250" height="250" wmode="window" allowScriptAccess="always" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&playlistID=81657930&bbg=000000&bth=000000&pfg=000000&lfg=000000&bt=FFFFFF&pbg=FFFFFF&pfgh=FFFFFF&si=FFFFFF&lbg=FFFFFF&lfgh=FFFFFF&sb=FFFFFF&bfg=666666&pbgh=666666&lbgh=666666&sbh=666666&p=0" ]

 

Noel Geldi!

1991’de kurulmuş Oasis, 2009’da dağıldılar. 2 senedir nasıl mutluyum bilemezsiniz. Noel sonunda şuursuz kardeşi Liam’ın yanında sinirleri bozuk bir şekilde takılmayacak! Evet, Gallagher kardeşlerin aile huzuru benim için Oasis’ten daha önemli!

Neyse özet geçiyorum: Noel Gallagher, Noel Gallagher’s High Flying Birds diye bir grup kurmuş, diğer elemanları da Russell Pritchard, Lenny Castro, Mike Rowe ve Jeremy Stacy. 17 Ekim’de de aynı isimli bir albüm çıkartmışlar. Açıkçası albümü dinlediğimde “sonunda!” dedim. Noel’in sesini çok severim, özellikle Noel’in söylediği Oasis parçalarından oluşan müzik listem bile vardır. Huzur verici, olgun bir ses, ve albümdeki tüm şarkıları aynı ses söylüyor! Aman yareppi, bundan büyük mutluluk var mıdır? Çok komplike sözler yok, her şey olabildiğince sade. Tam bu sonbaharda dinlemeniz gereken bir albüm, sakın kaçırmayın. Oasis hayranı değilseniz de dinleyin, Brit Rock’ın belki en muhteşem olmasa da oldukça iyi sayılabilecek örneklerinden biri.

Şahsi favorilerim AKA.. Broken Arrow, If I Had a Gun, Everybody’s on the Run. Ama çok ayrımcılık yapmaya gerek de yok, biri diğerinden sadece burun farkıyla önde.