Kralkatilinin Çırağının Bir Günü


Joss gelsin onun da eline vereyim okey tahtasını…

FRPNET’e Patrick Rothfuss’un Kralkatili Serisi hakkında bir inceleme yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz. Yazmadığım birkaç şey de vardı, bunlar ancak zamanla yazılacak noktalardı. Bunlardan biri, bu seriye karşı garip bir bağımlılık hissetmem. Bu yılın başında shot halinde kafaya dikmişim gibi hissediyorum 2 kitabı da, ve kitapların cüsseleri ve içerdiği bilimum hikayeyi düşünecek olursam başımın dönmesi ve kendimi sarhoş gibi hissetmemden daha doğal hiçbir şey olamaz. Kvothe’a karşı ilk okuduğumda bir gıcıklığım vardı ama 8 ay geçti, ben bu adamı özledim. Üçüncü kitabı beklemek o yüzden biraz can sıkıcı bir aktivite. Pat de -kahveden arkadaş, az önce okey oynuyorduk kendisiyle, tüm çayı adama kilitledim şimdi bu yazıyı yazıyorum- sağolsun 3. kitabı yazmak yerine yan hikayeler yazmakla meşgul oluyor. Küfretsem mi, ay canım çok tatlısın mı desem bilemiyorum. Ama zaten beni tanıyanlar sadece ay canım çok tatlısın dediklerimi küfredecek kadar sevdiğimi biliyorlar. O yüzden Pat bütün kahvedeki amcaların çayını öderken sesi çıkmadı.

George R.R. Martin’i de pek sevmem, onu da biliyorsunuz artık. Ama adam koskoca antolojiye editörlük yapmış, ne yaptı onu da bilmiyorum aslında. İsimleri mi seçti, düzeltme mi yaptı, ne yaptı inanın hiçbir fikrim yok. O cüsseyle ve yaşla taş attım kolum yoruldu derse inanırım. Tek başına da yapmamış editörlüğü, Asimov’s Science Fiction dergisinin eski editörü ve Hugo ve Nebula ödüllü Gardner Dozois de var ortağı olarak. 21 öykülük Rogues’u malum ortamlardan bulabilirsiniz, ben şahsen tek bir adet öyküyle ilgileniyordum, o yüzden… Neyse. Daha fazlasıyla ilgilenirseniz GRRMartin Daemon Targaryen’le ilgili bir hikaye yazmış, Neil Gaiman’ın da bir öyküsü var. Ama bizim odağımız başlıktan da belli, Pat’in hikayesi, The Lightning Tree.

The Lightning Tree, Kvothe’nin Kote adıyla sahibi olduğu handa, yanında çalışan çırağı Bast’ın bir gününü anlatıyor. Zaten seriyi okurken de Bast’la çok az muhattap olsak da, en dikkat çekici yan karakter olduğunu fark etmemek elde değil. O yüzden daha fazla Bast okumak, bu sırada birkaç cümleyle Kvothe’la selamlaşmak 8 ay sonra çok iyi geldi. Bast’ın “ne olduğu” hakkında direkt olmasa da birkaç ipucu yakalamanın yanı sıra nasıl bir “ladykiller” olduğunu da görebilirsiniz. Ve çocuklar. Bir dolu çocuk, bir dolu çocukça dilek, bir dolu çocukça ödeme. Öykü hakkında söyleyecek fazla bir şey yok doğal olarak. Ağza bir parça bal çalmak, daha fazlası değil. O yüzden eğer bu bekleme sürecindeki sıkıntınızı biraz bastırmak isterseniz Bast’ın tüm bu çocuklar, kadınlar ve han arasında geçen gününü okuyun. Zaten 2 aya kadar da Auri’nin romanı The Slow Regard of Silent Things de çıkacak. Off her şey üst üste geliyor, hepsini aynı anda tüketmemek için nasıl duracağım bilemiyorum.

Reklamlar

“Kralkatilinin Çırağının Bir Günü” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s