Diziyi İzleyinceye Kadar Kitabını Okurum Vol.2: Outlander


Bunun ilk örneğini Game of Thrones’ta görmüştünüz zaten. Ne yapayım, totalde dizi için harcamam gerekenden daha az zamanda kitap bitiyor. Ayrıca içimden bir his, bunun GoT’tan daha zevkli olacağını söylüyordu ve yanılmadım. Bu konuda pek de kitap zevklerimizin uyuşmadığını fark ettiğim halde yine de akıl almadan duramadığım Felicia Day’in Goodreads’te verdiği gazın da etkili olduğunu belirtmeden geçmeyeyim.

Diana Gabaldon’ın bilimkurgu mu, tarihi romans mı, fantastik mi olduğuna tam karar veremeden yazdığı Outlander 1991’de RITA ödülü almış, ödüllere aşina olan okurlar RITA’nın romans türündeki kitaplara verildiğini bilirler. Ancak diğer yan türlerle güzel bir karışım olduğu için ödül almış bana kalırsa, çünkü “cheesy” olarak tabir edilecek bir tarihi roman değil bu. Aksine 1700’lerin ortasında İskoç klanları ve Jakoben isyanları gölgesinde, zorluklarla ve ikilemlerle dolu geçen bir aşk hikayesi. Bir dakika, önce konuyu anlatayım:

Claire Randall, İkinci Dünya Savaşı sırasında cephede hemşirelik yapmış ve savaşta MI6’te çalışan kocası Frank’le arasına giren mesafeyi eritmek için Kuzey İskoçya’nın doğal güzellikleri arasında ikinci balayını yaşamaya çalışan bir hanım kızımız. Tabii biraz ada İngilteresi’nin coğrafyasını, pagan inanışlarını, sonraki dini yönelimlerini ve artık klişeleşmiş olarak kabul edebileceğimiz, İngilizlerle İskoçlar arasındaki çeşitli “farklılıkları” önceden bilenler için durumun kısa zamanda bir şekilde karışacağını tahmin etmek çok da zor değil. Artık tarih profesörlüğüne geçmeye hazırlanan Frank, 200 yıl önce bölgede görev yapan akrabası Jack Randall’ı da gelmişken araştırmaktadır. Claire’le birlikte Stonehenge’in bölgede bulunan daha küçük bir versiyonu olan Craign Na Dun’u da keşfederler. Claire daha sonra buraya çiçek toplamak için uğradığında, ortadaki taşa dokunmasıyla 200 yıl öncesine, tam da Frank’in araştırdığı akrabası Jack Randall’ın önüne savrulur. Kocasının büyük-büyük-büyük-büyük vs. babasına sadece fiziksel olarak çektiğini ve karakterini hiç almadığını kısa zamanda fark eden Claire’i McKenzie klanından bir grup ekose etekli amca kurtarır. Nerede ve hangi zamanda olduğunu ve nasıl olduğunu hala algılamakta zorluk çeken “modern” hayatın kızı Claire, kaslı, kızıl saçlı, ukala ve yaralı -evet burası kitabın fantazi türünden çıkıp İskoç fantezileri olan hanımlara yönelik bir romansa dönüşmeye başladığı yer- Jamie McTavish’in yaralarına bakar, ancak nereden geldiğini ve neci olduğunu açıklamasının pek mümkün olmadığını kısa zamanda anlayınca İskoç çorbasının içine düşmüş bir İngiliz casusu yerine konularak McKenzie’lerin kalesi Leoch’a götürülür. Claire hem casus olmadığını kanıtlamak, hem kendi zamanına geri dönmek, hem de hayatta kalmak zorundadır. Bu arada güvenebildiği ve arkadaş olarak sayabildiği tek kişi de Jamie’dir.

demem o ki, etek giyin.

Kitapta bu ikilinin başına bir dolu şey geliyor, 650 sayfalık kitapta bu kadar aksiyon, bu kadar aile, klan ve ulusal politikalarının arasında rahatça oturup sevişebildikleri zamanları garip bir şekilde rahatlatıcı buldum açıkçası. Claire’le birlikte dönemin romantizmden uzak yaşayış şeklini, insanların hayata bakış tarzını öğrenirken gerilmemek mümkün değil. Modern zamanlardan gelen İngiliz Claire’in -Birinci Dünya Savaşı’ndan sonrasını modern zaman kabul ediyorum bu arada- giyiminin, konuşmasının, gerçekçiliğinin hem batıl inançlı hem de Katolik ki bence en tehlikeli karışımlardan biri, basit düşünen ve lafı dolandırmadan konuşan, şüpheci ve kaba sayılabilecek İskoçların arasına düşmesi çok hoş değil aslına bakarsanız. Gabaldon bu nahoş durumu bizim gibi Pride and Prejudice fanı kızlarımızın suratına çok güzel çarpmış. Kızıl, maço, aksanlı İskoçların arasında kadının adı yok hanımlar. Claire yine inatçılığı ve şifacılığıyla paçayı ucuz kurtarıyor. Bizim gibi 2000’lerin kızlarının kolayca altından kalkamayacağını belirtmeme hiç gerek yok. Bu açıdan kitabın hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Sadece tarihi olayları öğrenmek değil yaşam tarzını da göstermek için Gabaldon  ufak gündelik detayları pas geçmemiş. Jamie ve Claire’in ilişkisi de tahmin edilebilir olmasına rağmen tahmin edilemeyen yollardan geçiyor, bu yolların da pembe güllerle kaplı bahçelerde geçtiği söylenemez. Bu da romans kısmını meraklısı için sadece “yeterince şehvetli” ama aynı zamanda sağlam olması anlamına geliyor. Ve emin olun bu sene bunun aslında oldukça önemli olduğunu görecek kadar romans okudum.

Kısaca kitabı okuyun derim. Orijinal dilinden okudum kitabı, dolayısıyla buradan J.K. Rowling’e ve cümle kurmaktan anlamayan Hagrid’e bana İskoç aksanını “okumayı” öğrettikleri için teşekkür ederim. Türkçesini okurum daha iyi derseniz, Epsilon Yayınları Yabancı adıyla çevirmiş, buyrun. Sekiz kitaptan oluşuyor seri, gittikçe de sarpa sarıyor belli ki, sonradan neye başlattın beni demeyin.

Diziye gelelim şimdi de. Battlestar Galactica sevenler ekran başına desem tam olmayacak ama yapımcı Ronald D. Moore ve Bear McCreary ikisi arasındaki en belirgin bağlar. Diziyi Türkiye’de altyazılı izlememizi sağlayan, tanıdığım en süper Ankaralı’lardan biri olan Sencer Coşkun’un dediği gibi, tam kış zamanı, sıcak bitki çayını içerken izleyeceğiniz türden bir yapım. İskoçum biçim biçim diyenler, manzarasını yaşarcasına izlemek isteyenler, McCreary’nin müziklerine doyamayanlar ve tarihi dizi sevenler için ideal bir yapım. Claire rolünde Caitriona Balfe ve Jamie rolünde Sam Heughan bence güzel oturmuş. Balfe’ın yüz hatlarını ve gülüşünü Cate Blanchett’a çok benzetiyorum, o yüzden izlemek hoşuma gidiyor. Heughan hakkında yorum yapmak istemiyorum, anlamsız. O yüzden kitabı okuyamam, dizisini izlemek daha kolay diyenleri pazar akşamları ekran başına alalım. 

Reklamlar

“Diziyi İzleyinceye Kadar Kitabını Okurum Vol.2: Outlander” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s