Submarine: 6 mil derin


Histerik oğlan çocukları hiçbir zaman aralığında hoşuma gitmemiştir. Az önce izlemiş bulunduğum Submarine filmindeki Oliver Tate de bu hoşlanmadığım eleman tipine dahil. Ama bu filmi sevmediğim anlamına gelmez tabii.

Submarine herhalde bu sene piyasaya düşen en popüler indie filmlerden biri oldu. Sebebi Alex Turner’ın soundtracke el atmış olması mı yoksa genel anlamda The Strokes’un parladığı ilk dönemlerden beri (yani benim hatırladığım kadarıyla o dönemlerde başladı bu) garip huylu, antisosyal,  omuz yukarda-baş önde erkek grubunun anlamsız ve gerçeküstü biçimde sahnede güzel durduğu fikrinin bugün bu filmle zirveye çıkmış olması mıdır bilemiyorum. Belki de bu tiplerin aşık olma prosesinin sevimli bir biçimde incelenmesinden kaynaklanıyor olabilir. Sevimli şeylerin sevimli oldukları için satıldığını bildiğimiz halde biz de aldık. Yani sevdik. Yani sevdim, Tuğçe ne düşünüyor bilemiyorum.

Farkedildiği üzere tipe gıcık olmam bir kenara bırakılırsa hoş geçen bir bir buçuk saatti. Oliver elemanı sınıfın kendisi kadar acayip kızı Jordana’nın ilgisini çekiyor, ilişkileri ilerlerken Oliver’ın kendisinden de garip aile bireyleri arasında bir uçurum baş gösteriyor ve elemanın orta yerde her iki durumla da baş etme sürecini izliyoruz. Aslında gayet doğru fikir yürütmeleri de yok değildi, Oliver elemanını takdir ettim belli yerlerde. Bilinçli çocuk vesselam.  Zaten öyle de olmalı. Bir çocuğun o yaşlarda hayatında başka ne gibi problemleri olabilir ki?! Ailesi ve manitası.

Çocuk deyince belirtilmesi gereken başka yer de Oliver’ın ergen olması galiba. Belki Oliver’a uyuzluğumun sebebi budur, benden küçük olması. O yaşlarda ben hiç böyle hissedememiştim. Yani beceremediğimden değil de, fırsat olmadı, başka şeylerin peşinden koşuyorduk. Ama ortada alternatif de bir hayat var, değil mi? Lisede aşık olabileceğin, gözünü kapayan, gönlünü okyanus kadar büyüten, seni denizaltı gibi o okyanusun altına çeken bir alternatif. Tabii dediğim gibi ben bilemem, ama filmin bana verdiği ana fikir bu.

Siz, ortalama bir aşkı ergen hayatına sokmuş sıradan insan! Bence bu filmin tadını en çok siz çıkarabilirsiniz; var olduğuna inanmadığım şeyleri çürütmeye yönelik bu filmi izlerken. Çünkü gerçekten güzel bir film. Alex Turner’a rağmen. Zira onu da sevmem.

Reklamlar

4 thoughts on “Submarine: 6 mil derin”

  1. Ben de beğendim. Hatta baya beğendim. Eğlendim de filmi izlerken. Tamam, bizim lise hayatımız böyle değildi ama olabilirdi de, bir paralel evrende Oliver ya da Joanna bizden inanılmaz uzak olmazdı sanki.

    Ayrıca: “fırsat olmadı, başka şeylerin peşinden koşuyorduk.” Bu biraz 80lerde davaya kendisini adamış anne ve babalarımızın söyleyeceği türden bir şey. Sınıf başkanı sınıf başkanı, senin davan neydi allasen!? 😀

    1. okumanın peşindeydik kızım! üniversite kazandık. mühendis kolay olunmuyor.
      ayrıca hayır, benim hayatımın hiç bir paralel evreninde böyle bir karakter olmadı ve olamaz da.

  2. Geri bildirim: tutkal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s