Konuk Yazardan: İki Süper Tavsiye Birden Kuşağı


Bu yazıyla birlikte konuk yazar uygulamasını hayata geçirdiğimizi duyuruyorum.

Sevgili K., bu blogu da okuyan, ayrıca okumasa bile önemli değil, dizi konusunda tanıdığım herkesten daha donanımlı, araştırmacı ve başarılı değerlendirmeleri olan, konusuna hakim bir dostum. Yazıyı yazalı bir süre oluyor, bu arada ben de onun önerisini dinleyerek Big C’yi de izledim ve gerçekten zaman harcamaya değer olduğunu düşünüyorum. Zaten geçen zaman içerisinde Golden Globe açıklanarak ödül de aldı. Bu sebeple kendisine blogumuzda değerli fikirlerini paylaştığı için teşekkürü bir borç biliyor ve sizi önerileriyle başbaşa bırakıyorum.

En çok ağladığım film mi? 2 ay kadar önce sorulsa cevabım netti – “Babam ve Oğlum’da bile güldüm” .  Belki aşırı üzüntü anlarımdaki tepkimin gülmek olması, belki birlikte filmi izlemeye gittiğim arkadaşlarımın ağlamaktan şişip, tıkanmış görüntülerinin acayip komik olması , belki de her ikisiydi sebep. Sonuç olarak ağlamadım. Ağlamayı sevmediğimden değil, inanılmaz rahatlatıcı buluyorum aksine. Ağlak bir insan değilim sadece. Aman neyse ne!

Ağlamıyorsam hiç etkilenmiyor değilim. Tabiki çoğu film içime işlemiştir. Bu ağla(ya)mama huyum, bir arkadaş ortamlarında birçok kere film tavsiyesi almama sebep oldu. Ve bu da beni, İDO feribotundaki ağlayarak rezil olmama ramak kalışımın trajik ve bir o kadar komik hikayesine  adeta sürükledi.

İlk önerim, zaten yeterince açık  bu anımın tek bilinmeyeni, yani filmin adı ; Kız Kardeşimin Hikayesi (My Sister’s Keeper). Filmi tabiki tavsiye ediyorum. Tabiki ağlamadım yine. Ama bu sefer içimden gelmediğinden değil. Ortamın müsait olmayışından.

Bunca şey yazdım ama esas konu olan ikinci tavsiyeye gelemedim.  Zaten tavsiye edeceğim diziyi daha çekici kılmak için fazla laf dökmeyeceğim.  Her ne kadar daha çok drama kategorisine girdiğini düşünsem de, Golden Globe en iyi komedi dizisi ve en iyi komedi dizi- bayan oyuncu ödüllerine aday oluşu bile bir şansı hakketmesi için yeterli bence. Fazla bilgi de vermeyeceğim. Açın bakın IMDB’ye. Ancak şunu söyleyebilirim ki başrol bayanı inanılmaz bir oyuncu.  Laura Linney. Yan karakterler ve sözüm ona konuk oyuncular- yerleşik düzene bir an önce geçseler hiç fena olmaz- ayrı bir başarılılar. Bu arada ufak bir ayrıntıyı atlamışım sanırım, belki farkedenler olmuştur. Dizinin adı : The Big C.

Kısaca konusundan da bahsedeyim. 40’lı yaşlarda bir bayanın hayatı. Bayana ait birkaç özelik ise şöyle ; kesin tedavisi henüz olmayan bir çeşit kanser hastası,  lise öğretmeni, ergen bir erkek çocuk annesi, gönüllü evsiz+çevreci bir erkek kardeş ablası, sorunlu evliliği olan bir eş, vb. Tüm bu şartlarda bile kalan süresini en iyi şekilde değerlendirme çabasını inanılmaz şekilde işliyor. Dizi, çok güzel olması yetmezmiş gibi bir de yarım saatlik olanlardan, yani tadı damakta kalan cinsten.

İlk sezonu yeni bitti. 2011’de ikincisi gelecek. İkinci sezonu görmemek çoğu dizi için kötü olma göstergedir. Bazen ilk sezondan biten, çok sevdiğim diziler olmuştur. Bu durumda ikinci sezonu görmek iyi dizi olma göstergesidir, demek daha doğru olur. Bitirmeden hafiften konuya da değinmiş oldum. Bahsetmemek olmazdı. Ayıp.  Zaten dil, anlatım ve üslup vasat. Bari içerik birşeye benzesin. Bir yerde çok sevgili arkadaşım, nam-ı diğer Palmoth’un ve değerli bacısının misafiriyim. Böyle bir şans ve şeref herkeslere de nasip olmaz. Teşekkürler,  G.ğerim;).

K.

Reklamlar

One thought on “Konuk Yazardan: İki Süper Tavsiye Birden Kuşağı”

  1. Geri bildirim: Röp röp röp! « tutkal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s