Yılın Hedehödösü#3:Müzikler


Aslında bu yazı dizisini yayınlamak için diğer listeleri yaptım. Hahaha çok çakalım, kendimi iş yapmaya motive etmek için kandırma ve hileyle önce diğerlerini yaptırıyorum. Peki, niye bu listeyi yapmak istedim? Önce buna açıklık getirmek istiyorum.

Fark ettiyseniz bu bloga en çok müzikler hakkında yazı yazıyorum. Bu Tuğçe müzik dinlemediğinden değil, dinlediklerim hakkında eleştiri okumaktan ve bilgi toplamaktan hoşlandığım için. Belki başkaları da benim gibiyse, birilerinin sebebi olurum diye. Velhasıl, bu senenin albümleri, şarkıları, şarkıcıları listeleri piyasaya düşer iken fark ettim ki, bu ilk 30-50 listelerinde dinlemediğim grup çok, ama daha da garibi dinlediklerimi de beğenmemişim.

NME ve Q dergileri müzik piyasasının ilahları ve yönlendirici öğeleri olduğundan bunların listelerini baz alarak konuşuyorum. Pitchfork’un listeleri ise aşırı özgün olduğundan kendilerini ucundan bile yakalayamıyorum, o site lig dışı. Ama sevgili müzik severler, verdiğim linklerden de görebildiğiniz gibi en iyi listelerinin üst sıralarını işgal eden These New Puritans, LCD Soundsystem, Yeasayer, Arcade Fire gibi grupları dinledim ve takdir etmedim. Evet evet, NME ve Q sana söylüyorum: BEĞENMEDİM! (aslında bunu yazmak içindi bütün çabam). TNP, savaş marşı gibi bir albüm, üstüne anlamsız sözlerle bezeli bir sürü şarkı. Bear McCreary onlardan daha iyi marş yapıyor, o kadar diyeyim. Nedir bu yalakalık arkadaşım?  LCDSS, kesinlikle çekiciliği olmayan bir dans albümü. Ve hayır, bana göre değil bu yorum, çünkü dans albümü dinleyebilen, dinlerken de dans edebilen bi insan evladıyım (çok saçma bi özgüven içerisindeyim, kabul). Yeasayer, allahım gitmiyor şarkılar. 1 dkyı aşabilsem sanki bir şey olabilir ama önümde kocaman duvarlar, ilerlemiyor. Yazıklar olsun. Intro yapamayan bünye yazıklar olsun. Arcade Fire ise, fena değil ama en iyilerden? O halde bu yıl pek iyi geçmemiş albüm piyasası açısından.

Ukelalığımın son noktasında bu yıl dinlediğim BENİM için ilk 5 yeni grubu/insanı sizinle paylaşıyorum gençler, hazır olun:

1. Pulp: önceden de bahsettim, şimdi yine söz etmeye gerek yok. Ama varlığı yeter bana, küçük sapıklıkları ve baştan çıkarıcılıkları kendilerini 1 numarada saymama sebep oluyor.

2. God is an Astranout: Post-rock tanımlaması bana garip gelse de (rocktan sonrası mı var?) dinlerken ara ara çocukluğuma dönüyorum, astronot olma hayallerimi sorguluyorum. Şaka değil, adlarına uygun bir müzik yapıyorlar, uzaya gönderilmiş rock ezgilerini bizimle de paylaşıyorlar. Ben sevdim, çok iyi çocuklar.

3. Hurts: Bunları da yazdım. İlk albüm için iyiler, 2 için de erken zati. Göriciiz.

4. The National: Daha yeni dinliyorum aslında. Amerikan indie pek yorumlamadım huzurlarınızda ama Interpol gibi bir örnek varken takdir edilesi bir yoldan gittiklerini söyleyebilirim. Dinlemesi rahat, yağmurlu günlere zevk veren bir grup. Solistin sesi özellikle şarkılara bi tarçınlı elmalı kurabiye tadı veriyor, benim çok hoşuma gidiyor. Dinleyin The National’ı, yapın bunu.

5.  Editors: Yeni keşfetmedim tabii ki, yeni de dinlemiyorum. Ama son zamanlarda zevk veriyor, o sebeple listeye almakta sakınca görmüyorum.

Şimdi ise sırada yılın parçaları listesi (anlamsız bir sırada):

1. Bittersweet-Sophie Ellis Bextor: Söylemesi de dans etmesi de çok zevkli. Sophie’ciğimi de severim zati, ne güzel pop yapmış, canım.

2. Sunny Afternoon -The Kinks: The Boat that Rocked sayesinde dinledim bu şarkıyı. Bıkkın, sıkkın, sıcaktan elini kaldıramayan tembel insan için yazılmış gibi, “elimde soğuk biram, güneşli akşamüstünde pinekliyorum”. Bu yıl dinlediğim en iyi şarkılardan. Ömür boyu gider yani.

3. Safe From Harm-Massive Attack: Bu da yeni değil ama ben yeni dinledim. Hatta geç dinlediğim için kendimden nefret ettim. Yerlere eğilerek özür diyor, bunca geçen zamanı telafi etmek için tekrar tekrar dinliyorum.

4.  Seconds-Pulp: Acaba f.e.e.l.i.n.g.c.a.l.l.e.d.l.o.v.e.’ı mı saysam diye düşündüm ama yok, Seconds eline verir. Kelime oyunlarıyla, kaçışlarıyla, boyun eğişiyle aslında bu listedeki en iyi şarkı.

5. Quantum Theory-Jarvis Cocker: Pulp’ın ardından Jarvis’i koymak mantıklı ve tarafsız bir listecilik anlayışı mı bilemeyeceğim ama benim listem, yaptım oldu. “Somewhere everyone is happy/Somewhere fish do not have bones/Somewhere gravity cannot reach us any more/Somewhere you are not alone”. Daha da bir şey demiyorum.

6. Yalnız Şarkı-Mor ve Ötesi: yılın başlarında sevdiğim bir dostumun önerisiyle dinlediğim bu şarkı, muhtemelen sıkıntılı ve huzursuz günlerimde bahsi geçen dostumun desteğini hep hissetmeme sebep oldu, o yüzden almamak olmaz.

7. Unbreak My Heart-Weezer: Klasik bir Toni Braxton şarkısı olsa da, yıllar sonra onu rock parçası haline getirenin Weezer için belli ki bir potansiyel taşıyormuş ki alıp yapmışlar. Çok da güzel olmuş.

8. Kingdom of Rust – Doves: Anlatmaya lüzum olmayan bir şarkı bu. Last fm etiketi “good stuff”. Mükemmel bir yol parçası, dinlemeden geçen varsa geçmesin.

9. Atlas Air – Massive Attack: Heligoland’in en güzel şarkısı bence. Sözleri her ne kadar müziğin oryantalist havasını yansıtmasa da, hem konserde canlı dinlemesi, hem de evde dinlemesi zevkli.

10. Should I Stay – Gabriel: Ne gabriel dinlemişliğim vardır ne de ilgilendiğim. Ama birbirine tamamen uyumsuz insanların anlamsız beraberlik isteğini neden sürdürdüğünü soran şarkı, isimden ve yerden bağımsız bir örnek veriyor. Gerçi bunun Türk pop müziğindeki yeri “sevgi anlaşmak değildir” şarkısı ama onu kötü anılarım sebebiyle anmak istemiyorum.

Peki, yılın hayal kırıklığı nedir? Benim için Interpol. İnanılmaz büyük ümitlerle beklediğim albüm fos çıktı. Nerde o kadife sesli Paul Banks? Nerde o sözleri fantastik bir gerçeklikten gelen şarkılar? Deneysel olmayan ama farklıyım ben diye bağıran, bağırırken de gözüne gözüne sokmayan Interpol’üm nerde, ha?!  Sözler desen elinde tutabileceğin bir şey yok,  ses desen ergenler gibi cart çıkıyor Paul Banks’in sesi, şarkıların bütünü ise gitmiyor, kulağımı tırmalıyor. Bir tek Barricade var elimde, onu dinliyorum bir şevkle, sanki bütün albüm ondan oluşuyor gibi. Ama o bile bir Take You on a Cruise veya Pace is the Trick gibi değil. İçim kan ağlayarak bunları yazıyorum. Çok üzgünüm.

Yılın listelerde görmediğim için ŞOK olduğum albümü ne? Groove Armada – Black Light. Çüş yani. LCDSS, bu mükemmel elektronik-dans albümünün yanında halt etmiştir. Neredeyse her bir şarkısı ayrı güzel çünkü her biri ayrı hikaye. Ucuz değil, komik değil, boş değil, anlamsız değil. Aksine “my golden heart beats for two/my golden heart beats for you” gibi lirikler belki de saf bir kalbin en hoş sözleri. Bunu atlayan müzik listelerinin geçerliliği zaten düşündürücü.

Yılın konseri? Sadece Massive Attack’a gittim, benim için odur arkadaş. Çok da güzeldi. Oh mis.

Yılın bonus tracki? Archive-Fuck You. Sevmediğiniz insanlara, şarkılara, yıllara gelsin.

Hatırlamadığım güzellerden özür diler, çirkinlere de kendileri hakkında konuşmadığım için hallerine dua etmelerini öğütlerim.

Reklamlar

One thought on “Yılın Hedehödösü#3:Müzikler”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s