Lars and the “Real” Girl


Notebook’ta Ryan Gosling’i izleyip mest olanlardan mısınız? İşte bu film tam size göre! Çünkü kendisi bayağı bir romantik dramın yakışıklı, karizmatik başrol oyuncusu olmaktan çıkıp indie bir filmin ezik ve asosyal karakteri olmuş. Ama merak etmeyin, hala başrolde!

Lars hayattan kendini soyutlamış bir arkadaş. Abisi Gus ve karısı Karin, aile evinde kalırken, Lars garajda yaşamayı seçiyor. Özellikle Karin Lars’ın yüzünü görüp de cennete girebilmek için Lars’ın asosyalliğiyle büyük bir mücadele veriyor. Kadıncağız elemanın yemeğe gelmesini sağlamak için kendini paralıyor resmen, hem de hamile haliyle. Bunlar böyle üzüle dursunlar, Lars’ın işyerindeki bir arkadaşı bizim eziğin aklına sex doll’ları sokar. Ama Lars olayı başka türlü algılamaktadır. Sipariş ettiği bebek fiziksel olarak “oldukça” gerçekçi olmasına rağmen, Lars bu “bağyan” arkadaşını ruhsal olarak gerçekçi bulmaktadır. Bianca (bebek) sakattır ayrıca, yürüyememektedir, İngilizcesi pek iyi değildir, zira Brezilyadan gelmiştir, ailesi de o çok küçükken ölmüştür ve kendisini rahibeler yetiştirmiştir. Gus ve Karin, daha önce Lars’ın asosyalliğine üzülürken şimdi de gerçek olmayan kız arkadaşıyla uğraşmak zorunda kalırlar. Lars’ın delirdiğine inandıkları için Bianca’yı psikiyatriste götürürler, doktor da çaktırmadan Lars’a teşhis koyar: Lars hayal alemine dalmıştır ve kendisi istemedikçe bu alemden çıkmayacaktır, o halde çevresindekiler bizim elemanı parmakla gösterip dışlamamalı, aksine hayal alemine sahip çıkıp Bianca’yı aralarına almalıdırlar. Bu iş Lars’ın ailesi kadar, ondan hoşlanan iş yerindeki yeni kız Margo için de zor olacaktır.

Aslında oldukça sakin ve hoş bir film, hani tam sıcak aile filmi derler ya, buyurun, ailenizle izleyin. Ryan Gosling’e laf atmış olabilirim, ama iyi oynamış gerçeği söyleyeyim. Lars’ın iletişim kurmayı reddettiği ilk sahneden insiyatif kullanmaya başladığı son sahneye kadar oldukça iyiydi. Bianca da rolüne iyi adapte olmuştu, Oscar’lık performans! Şaka bir yana, Karin rolünde Emily Mortimer ve psikiyatrist Dagmar rolünde Patricia Clarkson izlemeye değer diğer oyuncular. Kasaba halkının Bianca’yla kanka olması çok hoştu, tabii milletin duvar gibi sessiz olup duvar şeklinde olmayan şeylere olan ihtiyacı da herhalde böylece ortaya çıkıyor; ne de olsa Bianca çalışmaya (vitrin mankeni olarak), çocuklara kitap okumaya ya da saçlarına şekil verilmesine itiraz edecek durumda değil!

Benim notum 6/10, IMDB ahalisiyse 7.5 vererek iyi not vermiş. Zamanınız varsa buyurun, yoksa pas geçebilirsiniz, fena film olmamasına rağmen daha iyi indie filmler var, baştan demiş olayım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s