Blackpool-Brit Las Vegas Hikayesi


Bütün yazımızı bir adam üstüne geçirdik, o adam ki benim sözcüklerim anlatmaya yetmez, onu kardeşime postalıyorum. Onun yerine adamın başka bir dizisini yorumlamak daha uygun bu alçakgönüllü karakterime.

BBCnin artık üyesi olmaya başladığımız dizilerinden biri Blackpool. 2004 yapımı, ödüllü müzikal komedi drama türünde. Müzikal deyince hemen kaçmayın! Nancy Sinatra’dan Elvis Presley’e, The Clash’ten Queen’e hoş bir müzik listesi veriyor, en baştan bunu söyleyeyim.

Karakterlerimiz şöyle; Holden ailesi ana kahramanlarımız. Zaten kahraman listesi aile+dedektif olmak üzere 5 kişi. Babamız blackpool mevkiini brit Las Vegas’ına çevirmek gibi bir hayali kovalayan, kendini beğenmiş ve daha çok kabadayılığın erkekliğin birinci tanımı olduğunu iddia eden bir adam. Böyle diyorum ama aslında bölümler ilerledikçe o kadar itici gelmiyor, hatta bir yerde saf hayallerin peşinde ailesiyle mutlu olmak isteyen bir adam görmeye başlıyoruz. Annemiz ise utangaç, kendini iki evladına adamış, kocasına sadık ve yöneldiği hayallerle alakası olmasa da destek olan, eski aşık olduğu günleri özlemle anan orta yaşlı bir kadın. Hobi niyetine telefonda dert dinleyenler kulübüne üye(bunun için bir tanım var mı bilemiyorum). Ailenin kızı entel dantel metalci sevgililerin ardından orta yaşlı birine aşık, babasına tapan 20 yaşında genç kız. Oğlan da kendi çapında ezik, uyuşturucuya kıyısından bulaşan garip bi çocuk.

Dizinin konusuna gelince; bahsettiğim gibi babamız Ripley Holden yerel Las Vegas’ı yaratmak için kumarhanesini açar, ikinci adım olarak da kumarhane-oteli yapacaktır ama kumarhanenin açılışının ertesi günü kepenkleri açtığında içeride elemanın birinin cesedini bulurlar. Olayı soruşturmak için gelen dedektif Carlisle, soruşturmayı duygusal sebeplerle yanlış yollara saptırır ve olaylar gelişir… yani gelişen yer şu: dedektif anneye aşık olur, dolayısıyla kabadayı karakterindeki suçlanması oldukça kolay kocayı açık hedef alıp durumu kendi lehine yönlendirmeye başlar, anne suçluluk duygusuyla yeniden filizlenen romantik hissiyatların arasında kalır, arada evlatlar da ailelerindeki yerlerini ve ebeveynlerine tutumlarını sorgulamaya başlarlar.

Biraz sıkıcı mı anlattım ne? Yok valla değil. 6 bölüm, 1 saatten çok rahat ve zevkli izlenecek bir dizi. Dedektif zaten bebeğimiz David Tennant, oynadığı karakterin sürekli yemek yemesi, salaş görünümü ve dünya tatlısı şarkı söylemesiyle mest ediyor. Diğer oyuncular da memleketlerinin üst düzey tiyatro oyuncularından.  Ne diyeyim daha? Torrent da kolay iniyor. Oturun 2 taksitte izleyin, ortaya karışık aşk, polisiye, müzikal bir şeylerin tadını çıkarın.

En sevdiğimiz şarkı da bu oldu. Karşılıklı söylendiğinde pek anlamlı, pek romantik. Hem David’e (tanışıyoruz ya, ondan senli benli), hem Sarah Parish’e hem de şarkının sahibi Gabrielle’ rep.

Reklamlar

“Blackpool-Brit Las Vegas Hikayesi” üzerine 2 düşünce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s