Her aşk bitermiş…


Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımdan bazıları için Türk dizileri seviyesiz ve sıkıcı, 90 dakikalık, reklam aralarıyla 2 buçuk saate kadar çıkan, beyin yıkayıcı ve çürütücü zevksiz programlar olarak görünüyor olabilir. İzlediğiniz Amerikan dizilerine bayılırken o uyduruk Türk dizilerine kim sümük atar ki? Bence de. Hiç sevmem. İzlemem. 170 IQ’mu böyle saçmalıklarla doldurmam vs… saçmalamayın siz beyaz Türkler ve kendinize yalan söylemeyi bırakın! Bu ülkede uyduruk –emin olun sayabilirim- yabancı dizlerden daha iyi senaryoya sahip diziler çekiliyor ve biri dün bitti! Ve hatta “aa herkes ölmüşmüş, 4 yıldır izlediklerimiz sadece anlık bir rüyanın parçasıymış” geyiğinden daha iyi sonla bitirilmiş bir diziydi. Tabii ki senaryonun orijinalinden kaynaklanan bir başarı söz konusu ama Aşk-ı Memnu biraz ayrıntılı bir incelemeyi hak ediyor.

Öncelikle belirtmeliyim ki, kitabı okumadım, sadece ansiklopedik bilgim var (bkz. Thema Larousse). Yıllar önce roman hakkında okuduğum kısa bilgide Halid Ziya Uşaklıgil’in dönemine göre edebi anlamda yenilik sayılabilecek bir anlatı dilini kullandığını ve romanı bir toplumsal ahlak çerçevesi yerine bireysel ruhsal bir çerçevede anlattığı söyleniyordu. Ayrıca diziyi izlerken de dikkat çekici bir başka zincirleme “yasak aşklar” silsilesini de sıralıyordu: Adnan Bihter’e, Nihal babasına, Beşir Nihal’e, Firdevs ise gençlik ve güzelliğe(Burada Nihal’le babası arasındaki ilişkiyi sorgulayabiliriz tabii ki ama Oedipus kompleksi yalan değil).

Diziye gelirsek, bir kere şunu takdir etmeliyim: dizi çabuk bitti. Çok yüksek reytingi olan bir dizinin iki sezonda bitirilmesi Kanal D için büyük bir gelişme, hele ki yaprak dökümü gibi geviş getiren bir diziyle kıyaslanınca. Bu iki sezon boyunca önce Bihter’le Behlül öpüşsün diye bekledik, sonra sevişsin diye, sonra da yakalansın diye. Ne RTÜKler kaldı toplum ahlakını bozuyor diye şikâyetle dolup taşan (tabii RTÜK’ün kendisinin toplum kasasında çöküntü yaratacak etkilerinin olduğunu da öğrendik süreç içinde), ne de gazeteler kaldı her Perşembe bu hafta ne giyildi ne giyilecek diye yazan. Takip etmedik mi, ettik (yalan söyleme bak takip ettin, biliyorum).  Diğer takdir edilesi kısım da oyuncu kadrosu. Sağ baştan sayarsak Nebahat Çehre, Zerrin Tekindor, Selçuk Yöntem evet kuşkusuz en başarılı ve kusursuz oyunculuğu sergileyenlerdi. Fakat Beren Saat de, Kıvanç Efendi de kendini geliştirdi diye düşünüyorum. Yani biri yarışmadan gelen bir kız, öteki modellikten. Gerçi yine de Beren’in arada bir “lan noluyoruz, nerden düştüm ben buraya, daha 4 yıl önce Mango ucuzluktan giyinirken şimdi Armani üstümde paralanıyor” bakışlarıyla Kıvanç efendinin “hımm şu açıdan uzaklara baksam burnum daha güzel gözükecek, kollarımı şöyle kavuştursam dövmelerim ortalığı yıkacak, şu gülüşe de kızlar hasta, oo gelsin reytingler” şeklinde duruşları gözüme çarpmıyordu değil ama izlenebilir seviyedeydiler. Yani en azından ben izledim arkadaşım, övünerek de söyleyebilirim.

Bu hafta son bölümünü izledik dizinin ve söylemeliyim ki son bölüm iyiydi. Çok iyi değil ama iyi işte. 5 yıldız almamasının sebebi de, jetonlar baya hızlı düştü, oraları kaçırdım. Madem bu kadar uyanıktın, 2 yıldır neden çakmadın? Bülent’in çene zaten iyice düştü, daha düne kadar ay dedikodu yapmamayım, Fransız eğitimime ters havalarındaki çocuk son 2 haftadır “biliyooğ musun Firdevs aradı, aa duymadın mı Behlül gittiii” gibi son dakika ajansı gibiydi. Ayrıca Beşiiir, ah seni vicdansız seni salak çocuk… Bi ölemedin gitti. Tamam, öldün ama süründürdün. Zaten en sıkıcı karakter sensin, çekilmiyor o ketum ama içinde patlayan eleman hallerin, üstüne bir de hastasın, ay ayy! Ednan işte biraz boş kaldı. Dediğim gibi nasıl bu kadar hızlı davrandı, nasıl kondurdu, o boynuzların ağırlığına alışmış kafası nasıl fark etti, pek belli değil. Avukat demiş olabilir ama yine de avukata sordurması bile mesele, değil mi? Bihter’in de uzun bakışları arada baymadı değil. Ama ama bence Türk dizilerinin en efsane sözü yine ve yeniden Behlül’den geldi: “Behlül kaçar” Allahıım çok komik, güldüm gece gece. Zaten son reklamdan önceki reklam arasından sonra(bilmiyorum anlatabildim mi) bir depresyon, bir ağırlık, ay üstüme o piyanoyu koymuşlar gibiydi, Behlül düzeltti beni son anda o Robinson haliyle. Bihter de bir ara vazgeçecek gibi geldi ama yine kararlı kızmış, takdir ettim keratayı.

Daha uzatmanın alemi var mı bilmiyorum, gerçi daha söylenecek çok şey var, mesela Nihal’in gelinliği, Bihter’in elbisesi (hem mavi hem de beyaz), kına gecesi –maskeler çok başarılıydı-, Pelin’in aldığı o kilo –nooldu nur gibi kıza-, Çetin’in bırakıp gitmesi, cenazeye Hilmi’nin gelmesi… Ama bunlar artık ayrıntı. Arkadaş toplantılarında 2 hafta daha geyiği yapılası bir dizi finali oldu ve yıllar içinde de hatırlanası replikler ve karakterlerle doluydu. Ben seviyordum diziyi, benim ahlakımı bozmadı, eğlendirdi, hoşuma gitti bunca zamandır. Umarım yine aynı ayarda bir şeyler çıkarabilirler.

Yeni dizi şimdi Küçük Sırlar var ama Gossip Girl ayarında bu memlekette bir şey çıkmaz, çıkamaz. Sinem Kobal’la hele hiç olmaz. Zira Blake Lively… o olmadan dedikodunun anlamı yok.

Xoxo

G.

[Bu yazıyı benimle beraber dizinin son bölümünü feysbuktan izleyen arkadaşlarım K., İstem ve Ertan’a, ayrıca yazıları takip ettiğini bildiğim Caner’e ithaf ediyorum]

Reklamlar

“Her aşk bitermiş…” üzerine 7 düşünce

  1. G., Ellerine sağlık. İnanılmaz başarılı bir analiz ve gözlem olmuş. Şu an resmi olarak bu blogun sıkı takipçisi oldum. Haydi hayırlı olsun hepimize. 🙂

      1. Çok yerinde gözlemler özellikle yaprak dökümü ile kıyaslanması. İçerikten ilk haberim olduğunda aklıma gelmişti ve umarım bahseder diye içimden geçirmiştim 🙂 Tek tük katılmadığım noktalar var kaldı ki kendileri inanılmaz düzeyde negligible 😀

          1. Şu an aklıma ilk gelen maskeli kına korkunçtu 🙂 Bihterin mavi elbiseyi de beğenmedim ayrıca. Dediğim gibi ufak şeyler.

            Bu arada ek olarak Adnanlar çok yanlıştılar bence beşirin cenazeye çelenk yolladılar ama bihtere yollamadılar. Beşir de bihter de gizliyordu sonuçta. Ayrıca beşir bile bile nihalin evlenmesine göz yumarken bihter amacı farklı da olsa evliliği bozmaya çalışıyordu. Adnan zaten boşıcam seni dedi gözden de çıkardıydı bihteri. Sonuca gelecek olursam beşir de en az bihter kadar bağışlanamaz. Hayır çelenk yolla demiyorum ama beşire de yollama o zaman. Son olarak mezartaşına bihter yöreoğlu yazılması çok başarılı bir detay olmuş.

            Halit’i saygıyla anıyorum tekrar.

  2. hahahah offf behlülün oyunculuğunun gelişmiş hali heuehe:D beğendim cicim çok başarılı bir yazı. ama görüntü kalitesinden hiç bahsetmemişsin 😀 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s