Ready For New Blood?


Okul bitti, mezun olduk. İş yok, güç yok, yapılacak aktiviteler ben ve Tuğçe gibi rafine(!) zevkleri olan tipler için pek kısıtlı. Zira denize girmek zahmet, güneşte yanmak zenciye dönmek anlamına geliyor, uyumak da güzel ama sadece sıkıldığında yapılması gerekiyor. Bu kısıtlar içerisinde yapılacak önemli ve düzenli işler dizi izlemekle kitap okumak arasında zaman zaman seçim yapmak oluyor.

Okuyacağım kitapları daha sonra anlatmayı planladığımdan görsel sanatlardan bahsedeyim. Bu hafta sonunu True Blood isimli, aslında ilk sezonu başladığında beni sıkan ama boş zamanları değerlendirmek adına tatmin edici olan diziye verdim.  3. Sezon da hazır yeni başlamışken güneyli aksanı ve sürekli oynayan kafasıyla Sookie’ye katlanabileceğimi anladım ve ilk iki sezonu bitirdim, geçen de yeni sezonun ilk bölümünü izledim. Şimdi dizinin izlenmesi konusunda handikaplar var: birincisi dediğim gibi özellikle 1. Sezonda kulağını tırmalayan o güneyli aksanı. “oğğğ Beeaall” şeklinde Sookie’nin atarları bazı noktalarda çekilir gibi değil. İkincisi, bazı yerlerde bayıyor, Sam’in ve Tara’nın dramları mesela ne gereksiz, ne manasız adam bu gibi yorumlarıma sebep oluyor. Sonra bir de rahatsız olan için içerik de soft porna kayıyor. Ha Spartacus gibi ortaya “ergen gençler izlesin, şenlensin, ho ho” diye serpiştirilmiş sahneler o kadar yok. Sadece ilk 5 bölümde falan var. Zaten o 5 bölümü atlatan yaşadı. Sonrası bir zevkli ki sormayın… İzlemek için çok geçerli sebepler ortaya çıkıyor, Eric mesela. Canım. Oy bebeğim… İskandinav insanları üstüne daha da yazılması lazım ama gerek görmüyorum, isteyen çeşitli internet sitelerinde belirtilen görüşleri okuyabilir. Her neyse, bu Eric denen adam çok önemli. Onun için izliyorum diziyi artık. Yorumları mükemmel, laf sokmaları başarılı, adamın aşık olması bile tatlı. Zaten son bölümde pek güzel sahneleri var, 6 saatte staminanın düşmemesi gibi bir fantezi hoş tabii:) sonra Jessica var, o da izlemek için bir sebep. Kız çok hoş ya, beğendim kızın tipini falan, kızıl zaten, şirinle şirret arasında bir noktada. O da izlenesi. Bir de arada bir çıkan Evan Rachel Wood var. Bak o kız da hoş. Marilyn Manson hikayesi saçma tabii ama oyunculuğu felan fena değil, Queen karakterine de pek uyuyor. Kısaca vampirli seven varsa, İskandinav izlemek isteyen de olursa, izlesin. Zaten şurda 25 bölüm, haftaya yeni bölüm çıkana kadar izlenip biter. Napçaanız bütün yaz, oturup izleyin.

House 6. Sezonu bitirdi, onu da izlemek lazım. Geçen yaz 5 sezonu izledik, valla artık biz teşhis koyuyorduk: hemen bi ct çekilsin, amilodozis falan var herhalde, bak ekoya da bak, hadi hemen… Diziyi izleye izleye doktor olacağımı bilsem tekrar tekrar izlerim. Gerçi enteresan şekilde bizim doktor dizisi izleme alışkanlığımız var. Vakti zamanında Chicago Hope, Scrubs, ER derken şimdi House. Doymuyoruz beyaz önlüklüye. Ama bu Amerikan doktorlarıyla alakalı. Yoksa hayatımın ilk dönemi dispanserde Beşiktaş ilçesinin cazgır hastalarını izleyerek geçti, hiç bu kadar zevkli değil, söylemeliyim.

Bu yazıyı ithaf ettiğim sevgili dostum K.’nın da özel isteği ve önerileri var tabii ki. Bu noktada kendisinden bahsetmem gerek. Her ne kadar yıllığına yazdıysam da internet ortamlarında kendisini anmam şart. Mükemmel bir dizi zevki olan ve benim önerdiğim dizileri de hiç sızlanmadan ve bekletmeyen bir arkadaştır kendisi. Ayrıca bu blogun da sürekli takipçisi ve buraya yazdıklarımızın boşuna yazılmadığını, birilerinin gerçekten yazdıklarımızı okuyup önerilerimizi ciddiye aldığını kanıtlayan inanılmaz bir destek. Canım benim. (Evet, blogumuzu takip ettiğini bildiğim herkese böyle yazacağım, o yüzden takip edin:P)

Nerde kalmıştık, K.nın önerilerinden bahsediyordum: Psychoville ve Father Ted. Daha izlemedim ama Psychoville 6 bölüm zaten, çerez niyetine gider, Father Ted de zaman geçirmek için gayet iyi bir diziye benziyor. Tabi burada önemli bir ayrıntı var: İngiliz dizisi ikisi de. Yani izlemek zorundayım. Ha İngiliz dizisi deyince başka bir dizi daha geliyor aklıma anlatmam gereken, ama o da sonraya!



şunu da koymadan edemiciim:

http://sookeh.tumblr.com/-takip edilesi:)

Reklamlar

“Ready For New Blood?” üzerine 3 düşünce

  1. Çok başarılı. Madem bütün yaz yapacak iş arıyorsunuz, bloga yoğunlaşmanızı ısrarla tavsiye ederim.

  2. Hola amigos,

    bu yaz sıcağında çok başarılı çok. takipçimsi olabilirim her an, dikkat.

    Hasta la vista.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s