Marvel-Roland Koalisyonu


Öncelikle yeni görüntümüze kavuşmamızı sağlayan bir numaralı ortağıma buradan şükranlarımı sunuyorum. Artık WordPress’le daha çok kişiye, daha etkin bir şekilde ulaşacağız (insert ad here).

Şahsen Stephen King en sevdiğim yazar kategorisine girmez. 3-4 yıl öncesine kadar  Carrie’den başka bir kitabını okumuş değildim, film uyarlamaları da zerre ilgimi çekmezdi.  Ancak bir arkadaşın önerisiyle Kara Kule’ye başladım, ve King birden en nefret ettiğim    yazarlar sıralamasında en tepeye oturdu. Bunların hepsi çok başka bir sohbetin konusu  elbette. Marvel, bir süre önce King’le bir anlaşma yaparak Kara Kule’yi çizgi roman halinde  piyasaya sürdü. Şahsen ben daha o zamanlarda teknolojinin nimetlerini sömürüp okumuştum. Sonunda Kara Kule’nin yayın haklarına sahip olan Altın Kitap da, kuruluşunun 50. yılı etkinlikleri kapsamında Gunslinger Born-Silahşörün Doğuşu’nu Türkçe’ye çevirmiş bulunmakta.

Silahşörün Doğuşu’nu ortaya çıkaran ekip kısaca şöyle: Metin için Robin Furth ve Peter David, illüstrasyonlar için Jae Lee veRichard Isanove çalışmışlar. King de burda parayı yiyen eleman oluyor tabii.  Robin Furth, işi gücü Kara Kule olan bir karakter. King’in asistanıymış bu bayan, ansiklopedi filan çıkarmış Kara Kule’yle ilgili (we are so not interested..). Geri kalan kadro ise bana kalırsa daha bir takdire değer: Peter David, Marvel’ın esaslı çalışanlarından biri; Star Trek romanları, Hulk, Wolverine, Spider Man gibi projelerde yazarlık yapmış. Jae Lee, Eisner Ödülü sahibi bir illüstratör, onun da CV’sinde Hulk, Fantastic Four, Transformers bulunmakta. Richard Isanove da açıkçası sırf renklendirmeleri için bile takip edilesi bir insan, Wolverine: Origin, Conan the Barbarian, Daredevil şimdilik Wikipedia’da gözüme çarpan bazı çalışmaları.

Silahşörün Doğuşu’nda bir çizgi romanı elinize aldığınızda gözünüze ilk çarpan kısmı, yani çizgileri ve renkleri çok sağlam ellerde. Bu sağlam eller bana kalırsa cidden çok iyi bir iş çıkarmışlar. Roland’ın bazı çizimleri özellikle hoşuma gitti, ki asıl korktuğum kısım doğal olarak Roland’ın tam olarak ifade edilememesi. Cuthbert, bir diğer sevdiğim karakter de tam beklediğim gibi, gayet cuk oturmuş tasarımı. Susan’sa bir türlü açamadığı örgüleriyle süzüm süzüm süzülüyor sayfalarda, hele belediye başkanının partisinde perde arkasına kaçtığı sırada Roland’a bakışı pek hoşuma gitti. Alain biraz şişko çıkmış, Rhea açıkçası aklımdakinden daha şirin görünüyordu. Kızıl Kral’ıın detaylı çizimi de ayrıca başarılı olmuş. Ancak Silahşör’ün Doğuşu’na damgasını vuran bir karakter varsa, o da Steven Deschain’dir gözümde.

Hikayeye gelelim: Büyücü ve Cam Küre’de Roland’ın gençliğini anlattığı kısımlar ve birkaç sayfa  da Marten-Flagg-Kızıl Kral diyaloğundan ibaret. Tabii ki tüm hikayeyi birebir anlatmasını beklemiyoruz, ancak tadı damakta kalıyor, keşe orası da olsaymış, burası da önemli aslında, neden almamışlar diyoruz. Yine de objektif bakalım, iyi bir özet olmuş. Hem bunları zaten biliyoruz, bana kalırsa teknik kadro asıl bundan sonraki sınavları vermeli. İlgili fanlar Marvel ‘ın 5 grafik roman halinde Kule’yi çoktan çıkardığını, bunların 4’ünün de kitaplarda anlatılmayan kısımlardan oluştuğunu biliyordur.  5. cilt, Battle for Jericho Hill, sadece adıyla bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Sanırım hepimiz Roland’ın Kule’ye giden yola nasıl girdiğini, orijinal Ka-tet’ini nasıl kaybettiğini merak ediyoruzdur. Bunların cevabını da bu şekilde almış olacağız. Umarım King ve yazar takımı bu işi hakkıyla kotarmışlardır.

Sırada Altın Kitap var; ve hiç iyi şeyler söylemeyeceğim bu konuda. Altın Kitaplar oldukça uzun sayılabilecek bir süredir Kara Kule serisinin Türkiye’deki yayın sahibi. İnanıyorum ki bundan da epey kazanmışlardır. 50 yıla yakışan bir hareketle çeviriyi yaptılar, biraz geç kaldılar, ama Türkiye’deki kitap rafları birden klasik romanların çizgi roman uyarlamalarıyla dolarken çok kaliteli bir işi sınırlarımızdan içeri soktular. Bu konuda tebriği hak ediyorlar. Benim burada değinmek istediğim kısım çevirisi. Ülkemizdeki çevirmenlik “müessesesi” çoktandır gözüme batan, çevirinin ayağa düştüğüne inandığım bir konu. Elbette çok iyi  çeviriler var, hem orijinaline olabildiğince sadık kalıp, hem de çevirilen metnin bütün o hissini aktarabilen çeviriler mevcut. Ancak bugünkü mevzu bahis eserin çevirisinden hiç memnun kalamdığımı söylemeliyim. Bazı cümleler çok karışık, sanki çeviren kişi hikaye hakkındaki bilgiyi çizgi romanı okurken almış. Eğer öyleyse çok yazık. Belli ki çeviriyi yaparken Altın Kitapların çevirisini de okumamış, bütün Büyücü ve Cam Küre boyunca “incecik” olarak geçen nesne (başka ne denir bilemedim), birden Thinny diye karşımıza çıkıyor. Buna çok takıldım mesela. Ki, çizgi romanın çevirmeni Oya Alpar, aynı zamanda Silahşör’ün de çevirmenliğini yapan 2 kişiden biri. Bu durumda belki de çeviriden çok editöre sormak lazım, ne iş diye.

Genel olarak toparlamak gerekirse, 15 TL’ye 240 sayfa, kuşe kağıda, oldukça iyi bir görsellik ve yine iyi bir hikaye bulacaksınız Silahşörün Doğuşu’nda. Altın Kitaplar’ın web sayfasında da 2. cilt The Long Road Home-Eve Giden Yol’un haberleri çıkmış, herhalde onun için de çok beklemeyiz diye ümit ediyorum. Tabii daha iyi bir çeviriyle beraber..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s